Kitap Senaryoları | Mimlemişler!


Sevgili Athena beni mimlemiş. İyi ki mimlemiş. O olmasa beni kim mimler ki?
1. Bütün kitaplarından kurtulman gerekiyor. Sadece belirli türlerden (Fantastik, Kurgu olmayan ve senin seçtiğin bir tür) birer tane kitap kalabilir. Hangi kitaplar kalırdı?

Fantastik - Pandora'nın Kızı kalırdı, beni en çok etkileyen kitaplardan birisidir.  
Kurgu Olmayan - bunu pas geçiyorum çünkü şöyle bir düşündüm de kurgu olmayan herhangi bir şey yok gibi. 
Ve benim seçtiğim türe gelecek olursak, hiç istisnasız Patrick Süskind - Koku diyorum. kitap bittikten sonra boğazımda oluşan yumruyu asla unutamayacağım.

2. Kitapçıdasın ve senden küçük birinin annesine okumayı sevmediğini söylediğini duyuyorsun. Ama annesi onun bir kitap alması konusunda ısrar ediyor. Yanlarına gidiyorsun ve okumayı fazla sevmeyenler için uygun olduğunu düşündüğün bir kitabı öneriyorsun. Bu hangi kitap?

Kesinlikle basit bir dile sahip bir bilim kurgu kitabı olurdu. Şu an düşünüyorum ve o mu olsun yoksa bu mu diye karar veremiyorum ancak olması gerekiyorsa kesinlikle ütopik kökenli bir bilim kurgu olması gerekiyor.
Ben kitap okuma alışkanlığımı İpek Ongun ile kazandım ancak başkasına İpek Ongun ile başlamasını pek önereceğimi zannetmiyorum.

3. Kendini iyi hissetmiyorsun ve toparlanmaya ihtiyacın var. İyi bir ruh hâline girmek için hangi kitabı okursun?

Bu soruya katiyen mizah diyerek yanıtlamam. Çünkü Mizah kitaplarının bendeki yan etkisi daha fazla depresyona çekiyor olması. Ben bu tarz durumlarda aksiyon, macera gibi bir oturuşta zihnimi yoracak ve dertlerimi unutmamı sağlayacak kitapları seçerim.

4. Küçüklüğüne zaman yolculuğu yapıyorsun. O zamanki hangi kitaba kendini kaptırırdın?

Benim dönemimde Sevgili Salak Günlük'ler modaydı. En azından benim modam o idi. Çok güzellerdi, hem komiklerdi, farklı bir mizah vardı, hemde resimler gerçekten çok güzeldi. aklıma gelmişken, gidip alayım ve okuyayım.
5. Arkadaşın sana 4 günlük bir tatil sürprizi yapıyor ve bavul hazırlaman için sadece 1 saatin var. Yolda okumak için hangi kitabı alırdın?

Yolda kitap okuyamam ama, genel olarak yanıma alacağım kitabın dili kesinlikle hafif olurdu. Belki köşe yazılarından toparlanmış bir kitap ya da mektup-anı gibi bir misilleme.


6. Evin soyuldu! Endişelenme, her şey yerinde ancak kitaplığın yağmalanmış. En çok hangi kitabının güvende olmasını isterdin?


Öncelikle öyle bir hırsız var ise gelsin bir alnından öpüverelim. Hangi hırsızın kitap çaldığı görülmüş! Çalarsa hepsini çalsın, canı sağ olsun. böyle hırsıza can kurban ayol.


7. Arkadaşın kitabını ödünç alıyor ve berbat bir hâlde geri getiriyor. Hangisini yapardın? 
a) Fark etmemiş gibi davranırdın. 
b) Aynısından sana almasını isterdin. 
c) Gizlice onun bir kitabına da aynısını yapardın.


Cevap veriyorum : Şıkların Hiç biri değil. Önce bir çirkefleşirim. Daha sonra ''Sen kimin kitabını bu halde getiriyorsun e Müslüman!'' Diye bir bağırırım. Sinirlenir herkese sararım. Sonra ''Bana gidip aynı kitabı alacaksın sen'' diye ayak diretirim. En son küserim. Sonra insanlar etrafıma gelir neden bu kadar büyüttün derler. Bende sinirden ağlarım. Happy end.
Share:

OGBT #3 | Halüsinasyon - Alein Kentigerna | Tanıtım Videosu & Yorum


3. Blog Turumuz ile size kocaman bir merhaba diyorum! 
Kitap yorumuma geçmeden önce, tanıtım videosunu izlemenizi ise şiddetle öneriyorum :)



Yorum :


Tur kapsamıyla elime ulaşan kitap Halüsinasyon. Daha önce hiç psikolojik gerilimle aramı sıkı tutmamış birisi olarak, ne ile karşılaşacağımı tahmin edemiyordum. Daha önce okuduğum dedektif romanlarına benzer herhalde diye düşünüp kendimi avutuyordum ki, bu kitabın gerçekten bambaşka bir alem olduğu kanısına vardım. Kitabın başlarında soğuk bir anlatım hakim olsa da, devamı geldikçe zaten sıcak bir anlatımla yürümezmiş diye düşünüyorsunuz. İlk önce karakterleri aklınızda tutmaya çalışıyorsunuz kitabı okurken. Daha sonra karakterlerin özelliklerini ve kişiliklerini canlandırıyorsunuz. Kitap ayrı ayrı bağlantıları sonunda buluşturmak üzere bazı yerlerde flashback yapıyor ki, bu bölümlerde gerçekten heyecanlandığımı itiraf etmeliyim.


İlk başta ‘’katil A kişisi’’ diye teşhis koyduktan sonra okudukça ‘’hayır b kişisiymiş’’, ‘’noooo c kişisiymiş’’ diye diye kitaptaki bütün karakterleri katil yaptım. Tabi en katil yapmadığım kişiyi katil sanarken aslında bütün düşündüklerimde büsbütün yanıldığımı fark ettim. Katil hiç kimse çıkmadı tahmin ettiklerimden.  Kitabın kurgusu şahaneydi. Yazarımızın bayağı kuvvetli bir hayal gücü var. Kesinlikle insan hayran oluyor, ben hayran oldum. Beklemediğim yerlere çekildikçe konu daha çok okuma isteği uyandı içimde. Hatta sonlara doğru herkes uyuduktan sonra okumaya başladım ve gerim gerim gerilmekten dolayı bıraktım ve sabah okumaya devam ettim. İnsan bazı kısımlarda kesinlikle dehşete düşüyor. Yani en azından ben düştüm.
genelde ayrıntıya girildiği vurgulansa da bence ayrıntıya o kadar değinilmemişti. Beni rahatsız edecek bir incelik göremedim. Ya kıssadan hisse ben bu kitaba bayıldım arkadaş ya! İyi ki turunu almışız yanisi. 


Bu kitapla beraber ‘’beyaz kapaklı gerilim romanları’’ ön yargımı da aştığımı düşünüyorum. Genellikle beyaz kapaklıları ırkçılık yaparcasına ayırıp onları almazken ben ırkçılığın kötü bir şey olduğunu bu durumda da nispeten anladım. 

şöyle kısa bir anı özeti geçtikten sonra daha fazla uzatmayacağım ; Ben genelde kitaplarımı masanın üzerinde bırakmaya bayılırım. Okulda da sıranın üzerine bu kitabı bıraktım ve ‘’Bam!’’ yaklaşık olarak 3 taliplisi çıktı. Dedim olmaz şimdi, ben okuyorum, o benim yârim. Yok dediler illa okuyacağız. İyi peki o zaman diyiverdim bende. Nöbetleşe okuduk kitabı. Öyle de bitti. Çok memnun kaldık. Çok güzeldi. 


Okuyun, okutun der, yorumumu burada noktalıyorum. :)



a Rafflecopter giveaway
Share:

Kış Okuma Şenliği 2014 | Liste

   


İlk defa bir şenliğe katılıyorum ve bu Athena sayesinde! Ona çok teşekkür ederim :) Sınavlardan ve turlardan arta kalan zamanlarda bu şenlikte listelediğim kitapları okumaya çalışacağım. Yahu çok heyecanlandım :3 Şimdi listemize bir göz atalım;


1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi'nden bir kitap.



Kayıp Sembol / Dan Brown / Altın Kitaplar/ 528



3. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.


Dünya: Yeni bir başlangıç (after earth) / Peter David / Martı yayınevi / 480

5. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.
Aşka Çağrı/ Tagore / Say yayınları /112

7. Kategori (10 puan): Tarihi kurgu türünde bir roman.
Q / Luther Blisset / Everest yayınları / 770

8. Kategori (10 puan): İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların karda kışta geçtiği bir kitap.

Kar / Orhan Pamuk / Yapı Kredi Yayınları / 464 

11. Kategori (10 puan): Mektuplardan veya anılardan oluşan bir kitap.
 Hayalperestler / Patti Smith / Domingo / 92

13. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.

Uyumsuz / Veronica Roth / Artemis / 516

15. Kategori (10 puan): Goodreads'in "Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap" listesinden bir kitap.

Bir Geyşanın Anıları /Arthur Golden / Altın kitaplar /559 

16. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.
Alaska'nın Peşinde / John Green /Pegasus /320

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.
Mucizeler Çağı / karen thompson walker / pegasus / 320

İçimizdeki Şeytan / Sabahattin Ali / yapı kredi / 268

Foto Sabah Resimleri / Ayşe kulin / Everest yayınları / 133

Bir Garip vaka Matmazel p. / Brian o’doherty /Ayrıntı yayınları /130

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Dünya edebiyatından dört kitap. Kitapların biri Latin Amerika, biri Afrika, biri Asya ve biri Avrupa edebiyatından olmalı. Türk edebiyatı kapsam dışı.

Güzel Imperia / Balzac / Yalçın yayınları / 160
 Yüzyıllık Yalnızlık / Gabriel Garcia Marquez / Can Yayınları / 464




Okumak için sabırsızlandığımı söylememe gerek var mı? :)




Share:

Sen Yenisin Galiba! Demeter'in Yenileri #1







Merhaba!

Sizleri kitaplığımın yeni yavrularıyla tanıştırmama izin verin. Bu arkadaşları bir gün okul çıkışı aylak aylak gezerken, ''ay Migros'a gireyim de kendime biraz çikolata alayım.'' dediğimde fark ettim. Gazete/kitap bölümüne yaklaştığımda bir tezgahta bütün güzelli kitapların üzerinde indirim etiketini görmez miyim? Hepsine sarılmaz mıyım? Bir kaç tane seçip kasaya geldiğimde ise yanımda paramın az olduğunu anlamaz mıyım? Anlarım. Hüzünlenmez miyim? Çok fazla.
Sonra bir kaç tanesini bıraktıktan sonra, tam alıyordum ki o da nesi! İndirim üzerinden indirim varmış. Tabi tüm dünyayı o an kucaklayacak kıvama geldim haliyle.
Sizleri tanıştırmaktan onur duyarım!








Sizleri ilk olarak YASAKLI ile tanıştırmak istiyorum.

Yasaklı, After Earth öncesinde hemen okumak istediğim bir kitap. Son sayfaları biraz yıpranmış olsa da, 4 liraya alınan bir kitap için kesinlikle Şa-ha-ne!







Sayfa Sayısı: 513

Baskı Yılı: 2013


Dili: Türkçe
Yayınevi: Martı Yayınları


Kitabın Arka Kapağı:

Nefes kesici bir destan başlıyor... 
Faniler serisine hoş geldiniz...
Kaybedecekleri tek bir duygu vardı... Korku 
Geleceğin korunaklı dünyasında bir tek "korku" nedir bilerek yaşamaya mahkûm edilen insanlar...
Gerçek hayattan ve sevgiden yoksun, duygusuzluğa hapsolmuş kadersizler...
Ve bu kaderi değiştirmeye çalışan genç bir adam.
İnsanoğlu, kendisine dayatılan bir düzen yüzünden gerçeğe kapadığı gözlerini bu genç adam sayesinde açmaya hazırdır!
Ancak bu diriliş büyük bir karmaşayı da beraberinde getirecektir:
Tüm fani duygular uyanacak; nefret, hırs ve açgözlülük yeryüzüne hâkim olmaya başlayacaktır.
"Faniler Kitabı" üçlemesinin ilki olan Yasaklı ile nefes kesen bir destan başlıyor. Uçsuz bucaksız bir hayal gücüyle tanışmaya hazır olun.
"Ted Dekker ve Tosca Lee'nin birlikte yazdıkları Yasaklı, okurlarını bulunduğu ortamdan alıp tahmin edemeyecekleri bir dünyaya götürüyor. Bu sarsıcı dünyada kaybolmaya hazır olun."
Publishers Weekly
"Yasaklı zıtlıkların romanıdır; karanlık ile aydınlığın, yaşam ile ölümün, iyi ile kötünün romanı…"
New York Times
"Dekker ve Lee bu muhteşem üçlemeyle büyük bir çalkantının eşiğine gelmiş, merak uyandıran bir gelecek yaratmışlar. Okurların olağanüstü bir hayal gücüyle örülmüş bu serinin esiri olacağı kesin." 
Booklist 
"'Faniler Kitabı' üçlemesinin ilki olan Yasaklı, görkem ve etkileyicilik açısından en az 'Çember Serisi' kadar merak uyandırıyor. Bu seri Ted Dekker ve Tosca Lee'nin yeteneklerinin muhteşem bir harmanı olmuş."
Library Journal







Sayfa Sayısı: 480

Baskı Yılı: 2013


Kitabın Arka Kapağı : 

Bilimkurgu Alanında Tüm Dünyada Büyük İlgi Uyandıran
Dünya:
Yeni Bir Başlangıç

Unutma, tehlike çok yakında;
Cesur olup olmamaksa senin elinde
Zengin bir evrenin yaratılışına katkıda bulunmuş deneyimli bilimkurgu yazarı Peter David'in zihninden doğan bin yıllık bir destan...
Bu kitapta evrenin derinliklerine gidip gelen sıra dışı bir ailenin benzeri görülmemiş hikâyesine tanık olacaksınız; hem de insanlığın Dünya üzerindeki son günlerinden başlayarak!
Büyüleyici anlatımıyla bilimkurgu kitapları arasında özel bir yer edinen Dünya: Yeni Bir Başlangıç ünlü yönetmen M. Night Shyamalan'ın sinemaya aktardığı, Will Smith ve Jaden Smith'in başrollerini oynadığı filmiyle de geniş kitlelere yayılıyor.
Peter David Kariyerini hem medya hem de edebi alanda sürdüren Peter David, ellinin üzerinde yayımlanmış romanlarıyla New York Times çoksatanlar listesinde birçok kez yer almıştır. Star Trek, Iron Man, The Incredible Hulk ve New Frontier serisiyle ününü giderek artıran ödüllü yazarın birçok kitabı sinemaya da uyarlanmıştır. Çok yönlü işlere imza atan Peter David çalışmalarıyla 1992'de Eisner, 1993'te Wizard Fan, 1996'da Haxtur, 2007'de Julie, 2011'de ise GLAAD Medya ödüllerine layık görülmüştür.




OKUMAK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM :)
Share:

OGBT #2: Bir Şans Daha (Şans, #1) - Müjde Aklanoğlu | Playlist + Kitap İncelemesi #3 |





#Bir Şans Daha#



Kitap İncelemesi
Bir şans daha, birçok şansı hakediyor.
Genel bakış açısının aksine, Müjde Aklanoğlu'nun betimleme sıklığı ve konu geçişlerinin akıcılığını ben çok ama çok beğeniyorum.
Ayrıca kitabın kurgusu ‘’yahu bu gerçek hayatta hiiiç olmaz!’’ dedirtmiyor.
Gayet güzel, gayet realist bir kurguya sahip.
Açıkcası bazı bölümleri okurken ‘’şimdi ağlayacağım.’’deyip gözlerim dolu dolu kafamı dağıtmaya çalışmadım değil. 
Konunun bilindik oluşunu dil o kadar güzel kapatıyor ki, böyle insanın kalbinin birazcık üzerinde küçücük bir yumru, okudukça okudukça büyüyor.
Yer yer Hazan’a sinirlenip, bir Firdevs hanım olup, ‘’Sen Hazan’sın aptal olma!’’diye fırçalayasım, bazen ise ‘’Demir be, Demir bu yapılır mı be!’’ diye hayıflanmadım değil.
Eh, tabi kargo ilk geldiğinde 720 sayfa gözümü korkuttu,
Korkuttu, ama korkunun ecele faydası olmadığı gibi, hiçte korkulacak bir durumda yoktu zaten.
Bir oturuşta 200 sayfa okudum diyemem, betimlemelerin sıklığı ve insanın sindire sindire okumasının gerekliliğinden sık sık ve az az okudum. Çok güzel oldu.
Kitap okurken insan bazı yerlerde duraklayıp ''Acaba ben olsam böyle bir durumda nasıl bir tepki verirdim?''diye düşünüyor ve çoğunlukla kitap karakteriyle eşleşiyor.
Hazan bizim duymamız gereken vicdanımız, Demir ise davranışlarımızı simgeliyor kanımca..
Yahu, ben çok sevdim bu kitabı ya. Dizi olsa 5 sezon yürür gider.Öyle böyle değil, daha sonra tekrar okumak isteyeceğim, Müjde Aklanoğlu’nun diğer kitaplarını takip edeceğim bir deneyim oldu ki, hemen gidip diğer kitaplarını en kısa zamanda alacağım.
Müjde ablamın, o güzel ellerine sağlııık..









Ve şimdi gelelim bu kitap için hazırladığım playliste..



40 şarkı olarak planladığım playlisti dinlemek için; (tıklayınız)




1- Beyonce - Halo

2- Christina Perri - Human

3- Gripin - Sen Gidiyorsun

4- Gripin- Böyle Kahpedir Dünya

5- Lissie - everywhere i go
6- Plain White - Hey There Delilah
7- Ed Sheeran- Give me Love
8-  Little mix - Turn your face
9- Pera - Sensiz Ben
10- Snow Patrol - You Could be happy
11- Kenan Doğulu - Kurşun Adres Sormaz ki
12- Birdy - People help people
13- Umay Umay - Düşmedim Daha
14- Gece - Yokuş
15 - John Legend - All of me
16 - Lityum - köpek
17- Meg Myers - monster
18- Melis Danişmend - Çok geç
19- Morrissey - let me kiss you
20 - Florence the machine - Never Let Me Go
21- Placebo - Song to say goodbye
22- Regina Spektor - Hero
23- Rihanna - Rehab
24- Christina Aguilera - You lost me
25- TNK- Yine yazı bekleriz
26- Sia - I'm in here
27 - Sia - I go to sleep
28- Sia - My Love
29- Adele - Promise this
30- Skyler Grey - Coming Home
31- İrem Candar - Bilmezdim
32- Nine Lashes- Anthem of the lonely
33- Lorde - Ladder Song
34- Tanju Okan - Seni Sevdim Ben
35- Tanju okan - Kadınım
36- Like a Storm - Love the way you hate me
37- Duman- Köprüaltı
38- Old Man Canyon - Phantoms&Friends
39-Demet Sağıroğlu - Hazan Mevsimi
40 - Demet Sağıroğlu -  Arnavut Kaldırımı




Kulaklarınızın pasının silineceğinden eminim..

En alttaki Çekilişimize katılmayı unutmayın!













                                                 














Share:

Olimpos Günceleri Blog Tur #2 / Tur Haberi!



Merhaba! 

Sonunda Olimpos Günceleri olarak yeniden bir Blog Tur ile karşınızdayız!

Yine heyecanlıyız ve yine harikayız.
Bu defa karşınıza harika bir kitapla geliyoruz. Harika bir yazara sahip olan bu kitap, okudukça insanın okuyası gelecek cinsten.
Sizlerde tur başladığında çekilişe katılmayı sakın es geçmeyin, bazı kayıpların telafisi olmayabilir.

Müjde Aklanoğlu'nun harika eserlerinden birisi olan ''Bir Şans Daha'' bu defa bizim turumuza konuk oluyor.


Playlist ve Yorumum için Demeter'i takip etmeyi unutmayın! :3





Tur takvimimiz yukarıda verildiği gibi. Biz şahsen çok heyecanlıyız, ve eminim sizi de heyecanımıza ortak edeceğiz!


Bloglarımızı takip etmeyi unutmayın! :)


Facebook adresimiz : Olimpos Günceleri


Share:

Kayıp Ruh Yitik Beden - Ayla Koca | Ön Okuma & Alıntılar













Ön okuma için:













Olimpos Günceleri Blog Turundan bir merhaba daha! Bugün 2 Kasım ve sıra bende! ^^
 Bugün blogumda bulunan ön okumadan kısa fakat hoş bir okuma yapabilir , Kitaptan benim beğendiğim yerler içinde alıntılara bir göz atabilirsiniz.

Şahsen konuyu beğendiğimi söylemeliyim. Detaylı yorumumu 5 Kasım'da yayınlayacağım.
Takipte kalın! Ve çekilişe katılmayı unutmayın!




a Rafflecopter giveaway







Share:

Olimpos Günceleri ile Blog Turları #1: Kayıp Ruh Yitik Beden - Ayla Koca | Duyuru ve Tur Takvimi

Öncelikle insan bir neşe doluyor. Olimpos Günceleri olarak, ilk blog turumuzu almakla iftihar ediyorum. Yaşasın Biz! Daha sonrada esas konuya esaslı bir giriş yapıyorum. Önümüzdeki 5 gün içerisinde Güncelerimizde belirli günlerde çeşitli aktiviteler olacak. Açıkçası bir çok blog grubu bu tarz turlar yapsa da , bizim ilkimiz olduğu için heyecanımız dorukta, yüreğimiz ağzımızda. 
Her şeyin ilki en güzeldir ve en özeldir. Bizde en iyisini ve en özelini yapmak için çaba sarf ediyoruz. İyi olur ya da kötü olur, zamanla düzeleceğinden eminim. Kimse emeklemeden koşamaz sonuçta.

Bütün grup üyeleri olarak gerçekten çok ama çok heyecanlıyız. Sanırım bütün bir sayfayı ''heyecanlıyız.'' yazarak bile doldurabilirim. İşte o derece bir heyecan.

Velhasıl kelam, aşağıdaki resim bizim tur takvimimiz:





Ya çok güzel değil mi? Ben burada bunu yayınlarken, okuduğum yerlerde belirlediğim alıntıları düzenlemeye başladım bile. Ayrıca 5 Kasım'da kitap yorumu yapacağım. Galiba fazla doz mutluluktan kalp spazmı yaşayacağım!


Elbetteki benim blogum dışında bakmanız gereken bloglar : 
Apollon Güncesi
Artemis'in Güncesi
Nyks'in Güncesi
Athena'nın Güncesi
Afrodit'in Güncesi

Çekiliş için detaylı bilgi : 
Olimpos Günceleri Facebook

Ve tabi ki de, çekilişe katılmayı sakın ama sakın unutmayın!


Öpücükler!
Share:

Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum - Kitap Değerlendirmesi #2





 Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum Arka Kapağı : "Bekir Tunç sağ elindeki silahı Oğuz Abi'ye, sol elindekini bana doğrultmuştu. Tabancamı iki elimle kavradım. Tetiği çekmemek için kendimi zor tutuyordum. Dudaklarının kenarından sarkan bıyıkları aralandı, acıyla sırıttı, gözlerime dik dik baktı.
'Ben seni gebertmemiş miydim lan velet' dedi boğazından gelen bir hırıltıyla.
'Bu işler satranç oynamaya benzemez, demiştin ama yanılmışsın salak Bekir' dedim alaycı bir sesle. 'Bu işler tam da satranç gibidir.'
Birbirine karışan üç el silah sesi, geniş ovanın üzerindeki boşluğa yayılıp yıldızlara doğru yükseldi."



YERLİ MALI YURDUN MALI HERKES ONU             OKUMALI!
Normalde bilinen ‘’kapağına göre bir kitabı değerlendiremezsin’’ anlayışının tam aksini yapıp, kapağının cafcaflı sarısına aldanıp aldım kitabı. Pişman değilim, hatta kapağına göre de kitap alınabilirmiş diye üzerine bastıra bastıra söyleyebilirim.
İlk başta kapağın üzerindeki noktalı harflerin noktasını göz sanmıştım. Ancak daha sonra olayı anladım .‘’Yahu bunlar namlunun ucu, nasıl göze benzetmişim?’’ diyerek efkarlandığım da ise kitabın yarısından çoğunu okumuştum. 
Derviş Şentekin gerçekten başarılı. Kitap içerisinde çok betimleme olmasa da, olay örgüsü insanı kitaba zamklayabilecek seviyede. Araya dereye sıkıştırılan küçük deyimler ise yazının dilini gerçekten samimi kılıyor.
Ben kitabı aldığımda değil seri kitabı olmasını, seri kitabı olsa bile ilk kitaptır falan diye düşünmüştüm. İşte yanıldığım bir nokta daha.
‘’Beş Parasızdım ve Katilimi Arıyordum’’ kitabı serinin ikinci evladıymış meğersem. Ben böylelerini seviyorum. Seri okumayı sevmeyen birisi olarak, hangi kitaptan başlarsam başlayayım bütün konuyu anlamayı seviyorum. En güzeli bu değil mi zaten?
Gel gelelim ki bunun da bir dezavantajı var. 
Misal beni bu kitap doyurdu. Yani gidip birinci kitabını merak etmedim. Edemedim yani. Tokum. Yani bu dezavantaj tam olarak okura değil, yazara. 
O zaman bu konuyu hıphızlı bir şekilde atlıyorum.

Konuya gelirsek, açıkçası ben Aksiyon- macera – romantik ağırlıklı bir şeyler bekliyordum. Yani öyle ki, satırları okuduğum yerde kulağımın dibinden mermiler geçecek, az uzaktan polis telsizleri duyulacak, boğazımda intikamın ve öldürme arzusunun ekşimtırak tadı kalacak. Ama ne oldu? Hiç biri. 
Kısa tutulmuş aksiyonvari sahneler dışında umduğum heyecanı yakalayamadım. 
Aşk konusuna değinmiyorum bile, çünkü kitapta aşk, alelacele ‘’bir tutam da aşk serpelim’’ diye geçiştirilmiş bir kısım gibi.
Konu ilginç miydi kısmına gelecek olursak? Cık diyorum ve hüzünlerimi belirtiyorum. 
Büyük ihtimalle ya benim beklentim doğaüstü derecedeydi, ya da gerçekten kitap hüsran deniziydi. 
Buna rağmen beğendim mi? Ziyadesiyle!
Onun dışında ekleyebileceğim pek bir şey yok gibi. İnanılmaz ciddiyet kıvamlı bir yorum yazdım ve kendime nedense az buçuk bile olsa yakıştıramadım. 
Velhasıl kelam, kitabı okuyabilirsiniz, zaman kaybı kesinlikle değil. Ama ve lakin beklentinizi çok yüksek tutmamanızda inanılmaz yarar var. 

Yazara saygılarımı sevgilerimi ve verdiği emekten dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.
Yazdığımı buraya kadar sabırla okuduğunuz içinde sizlere öpücüklerimi yolluyorum.
Share:

Karanlığın Elli Tonu - E.L James | Kitap Yorumu #1


Karanlığın Elli Tonu Arka Kapağı: 
Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı...
Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Ruhu yaralı genç girişimci Christian Grey'in karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.
Ama Grey'e duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Ton'un sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.
Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır. 
Ve bu kararı tek başına vermelidir...




Bende bir popüler kültür yandaşı olarak, elli ton serisine başladım.
Olayın en başına dönecek olursak eğer, çevremde ‘’Christian Grey..’’ diye ağızlarının suyu bir bardak dolduracak kadar fazla akan kızlarcağızlara sordum, kim bu gri? Dediler ki, yoksa sen bilmiyor musun? Evet bilmiyorum. Ama o an bunun hezimeti beni kırdı geçti. Aldım elime akıllı telefonumu Google amcanın şefkatli kollarına sarıldım. Ve o zaman anladım ki, bu genç kızlarımınız aklını başından alıp, kapalı bir kutuya saklayan Christian, aslında ‘’sadist’’ ‘’Bad boy’’imiş. Eh birde ‘’Erotik roman’’ yazınca, anladım ben neyin ne olduğunu.

Zaman kaybetmeden bende gidip aldım kitabı. Ne yalan söyleyeyim, Grinin Elli Tonu’nu bir çırpıda bitirdim. Üzerine lıkır lıkır su içtim. Betimlemelerin ağır olmadığı ve daha çok olay örgüsüne dayanan bu kitap tam bir popüler kültür örneği. Bana Alacakaranlık serisini anımsatmadı değil, ama şöyle anımsattı; yazı dili ve olay örgüsünün ilerleyişi şeklinde çok yakın buldum. Zaten bir rivayete göre, Elli Ton’un yazarı sevgili E.L James, bu kitabı en başta Alacakaranlık-hayran kurgu şeklinde düşünmüş.

Velhasıl kelam, ben Grinin Elli Tonu’nu okuduktan sonra –seri kitap okumayı sevmeyen ben- ikinci kitabı okumazsam atın beni zulümlere diye ağıtlar yaktım. Hemen gidip kitapçı zeminini öpüp, Karanlığın Elli Tonu’nun yanı sıra, Özgürlüğe’de ton boyayıverdim.

Evet sonunda değerlendirme kısmına geldik.
Seri kitap okumayı neden sevmediğimi tekrar 50 ton serisinde pekiştirmiş oldum. Ayrıca bu kadar fazla erotizm bir yerden sonra ‘’yine mi bamya?’’ algısı uyandırıp ister istemez insanın hava-su-civa misali normal bir münasebetmiş gibi algılamasına neden oluyor. İnsanın ilk okuduğunda garipsediği cümleler ve uyanan hislerin yerin, ‘’seks yaptılar hı hı tamam’’ alıyor.
Dilinin akıcılığına bir şey söylersem, bir yıldırım düşer yakar beni. Dil akıcı, ama seks sıkıcı.
Gri’ etkisini bırakmadı bu Karanlık bende.
Ama ve lakin, sonlara doğru Bayan Robinson’un yaptığı çirkeflik bir tarafa, o Jack Hyde’in tam bir sinsi düşünceler uzmanı olması, ‘’neyse ya, üçüncü kitabını da okurum bence.’’ Diye içime bir şeyler serpmedi değil. 
Anastasia’dan öğrenmiş bulunduğum, parmağı bükme ve hayalara tekme hamlelerini kulağıma küpe edindim bile.

Bayan Robinson demişken, Christian formunu yitirmiş bu kitapta. Gri’de ki dediğim dedik bay ‘’hakim’’ gitmiş, yerine ‘’Anastasia beni bırakma nolursun!’’ diye kıza kul köle olacak kılıbıktan hallice bir Christian gelivermiş. Ayrıca o evlilik meselesi de beni adeta şok üzerine şoka soktu. Meğersem adam en başından beri yavru kedicikmiş.
Eh Anastasia’da duruma alışmış tabi, eski utangaçlığı, geri çekilmeleri bir köşeye bırakmış, her ne kadar kitapta bazı yerler bununla ilgili çelişkili cümleler kursa da kendinden emin bir genç bayan olmuş dünkü kız.

Mesela, önceden ‘’ay ben para kabul edemem.’’ Diye mırın kırın çeviren Ana, ‘’Audi A3’ü de seviyordum ama Saab daha güzel.’’ Diye ahkam kesmeye başlamış. Tamam abartmayalım, ama bence herkeste bir değişim söz konusu.
.Ayrıca oyun odası hakkında da ne kadar ileri bir hayal gücü olabilir diye düşünmedim değil.

Eski keskin Grey’i görmediğim için hüzünlendim.

Kısa sürede okuduğum kitapların başında geliyor elli ton serisi.
Yergi yapmış gibi görünsem de, yazarın hakkını hiçbir halde yiyemem. Popüler bir yazar olmak bir yana, ilk kitabında böylesine bir başarıyı elde etmenin kolay olmadığı görüşündeyim.
Sevgili E.L James’in kaleminesağlık diyorum.
Okuduğunuz için teşekkür ediyor, öpücüklerimi sunuyorum.
Share:

Kim beni ''MİM''ledi ? -Book Challenge Tag-


Yazı yazmanın aklımdan bile geçmediği bir günde, birinin beni ‘’mim’’lediğini farkedişimle adeta yerimden zıpladım. Uzun zamandır boş bıraktığım tarlaların hasat zamanı gelmiş. Ee, sonuçta Demeter neydi? Demeter emekti. Demeter ekmekti. Gel gelelim ki YGS mağduru bir Demeter söz konusu bile olamaz ama ne yapacaksın, el mahkum boyun bükük.
Belli ki, bana zulüm matematik sorularının yanında burada da yanıtlamam gereken sorular varmış. Eh tabi Ejenur durur mu? Yapıştırmış cevabı;

1- İlk Hayranlığım: İpek Ongun/ Bir Genç Kızın 
Gizli Defteri Serisi



 

‘’Anne lütfen al lütfen’’ diye defalarca karaya vurmuş balık gibi çırpındığımı hatırlıyorum. Yaklaşık olarak 3 defa bitirdim. Haliyle ilk aşkım Cüneyt oldu, Sonra bir ara Oktay’a gittim, Özgür’le evlendim. Güzeldi, ilkimdi. Ne yalan söyleyeyim, ben okumaya da bu seri ile başlayıverdim. Sonra patladı gitti.

2- Favori Serim : Millenium Serisi




Hey yavrum hey! Diye bir giriş yaptıktan sonra, seri kitap okumadığım aklıma geldi. Buraya da gelip Grinin 50 Tonu favorim yazacak değilim elbette ki. Sadece Ejderha Dövmeli Kız’ı okumuş birisi olarak yalnızca diğer kitaplarında ilk kitap kadar harikulade olduğunu tahmin edebilirim. Ne yapacaksın, herkesin bir popisi vardır. Benim ki de seri kitap okuyamamak.

3- Favori Kitabım : Koku



Bir sürü favori kitabım vardır, ama bu kitap..
Önce internetten birbirinden farklı yerlerden özetini okudum, sonra D&R’dan özel olarak jelatinli istettim. Jelatinini çıkarmadan bir ay boyunca izledim. Jelatinini çıkardığımda ise emindim. Biz birbirimiz için yaratılmıştık. Her kelimesini yutarak, her paragrafı sindirerek okudum. Benim için Tanrı-insan arasında bambaşka bir bağ kurmamı sağlayan, gerçekten düşündükçe derinlere inen ve asla hafızamdan çıkartamayacağım bir şaheser. Patrick Süskind’i getirin bana! Öpeceğim var.

4- Favori Erkek Karakterim : Sherlock Holmes



Ah, Sherlock! Adına fan fiction hikayeleri yazdığım, zekan üzerine sinsi planlar kurduğum, hayalimdeki yakışıklı adam.. Sana inanıyorum. Senin varlığına tüm kalbimle inanıyorum, ev adresini de biliyorum. Hazırla bohçanı yiğidim! Kaçıracağım seni bir gece yarısı.
Seni Robert Downey aşkımda canlandırmış olsa da, benim için Benedicth yakıştı sana.
Gel gör ki, ben kalp gözümle beğendim seni. Bak bu kadar aşığını bir daha bulamazsın. Değerlendir bu fırsatı, istemeye geleyim seni Mycroft’tan.

5- Favori Kadın Karakterim : Kadının Adı Yok



Duygu Asena, sen nasıl bir yazarsın bilmiyorum ama isimsiz karakterin tam da herkes! Feminen duygularım yine damarlarımda çağlarken, kitabın kurgusu aklımda bir kasırga.
İşte o kitaptaki kadın, herkes! Ve herkes aslında en özeli. En güzeli.

6- Favori Okuma Saatim : ‘’Canım ne zaman
isterse’’ saati.


Şaka bir yana, en verimli okuma saatim okulda matematik dersleri, teneffüs araları. Bir de günün canım sıkıldığı saatinde okurum. Belki bir oturuşta 10 sayfa belki tüm kitap. Kendimi durduramıyorum.


Yahu ben 20 kişiyi nereden bulacağım?Diye diye yakınırken, ekleyiverdim;
Ha 20 kişi bulamadım tabi ki ama o ayrı bir hadise zaten.

Mim'lilerim;
1-http://kitapprensesi.blogspot.com/
2-http://kitaperest.blogspot.com.tr/
3-http://zeynepslibrary.blogspot.com.tr/
4-http://kitapdedikodusu.blogspot.com.tr/
5-http://kitapsarayii.blogspot.com.tr/
6-http://ruyakitaplik.blogspot.com.tr/

NOT: Temamdan kaynaklanan küçük bir problem var, karınca duası gibi küçük fontlarla yazıyor. En kısa zamanda bir el atarım ben ya.

Ve son bir şey daha, Medcezir'de dinleyerek hafif bir aşk yaşadığım şarkıyı sizinle paylaşmak istiyorum, belki dinlemek gelir içinizden ; Mehmet Güreli - Kimse Bilmez
Share:

Ve Demeter İlk Asistiyle Karşınızda! ''Usta - Çırak''


Merhaba, Merhaba, Merhaba!

Giriş cümleleriyle aram biraz limoni olduğu için bu cümleleri olabildiğine hızlı geçmek için can atıyorum.
Bugün benim önereceğim kitap Usta- Çırak. Bu kitap, ''wattpad.com'' denen amatör yazarlar sitesinde yayınlanan bir hikaye. Fakat inanın bana, hiç de amatör değil!

Okumak ve okumamak işte bütün mesele bu derken, kitabın table of contest kısmına bile baksanız, okumak ya da okumak seçeneğine dönüşüyor ikilemininiz.

Belki daha önce duydunuz, ya da gördünüz. Belki de ‘’aaa öyle bir hikaye mi varmış yahu?’’ dediniz.
İyi yaptınız. Düşünmek başarmanın yarısıdır. Yani Sonuçta ‘’inanmak başarmanın yarısıdır.’’ İse, elimizde bir yarım daha kalıyor öyle değil mi? Her neyse, gevezeliğime karşı bir panzehir geliştirseniz iyi edersiniz.

‘’Artık Zihinbaz Bir Yazarın Elindesiniz..’’ tanıtımını gördüğümde, beni kendine doğru sürükleyen bu hikayenin ilk cümlesinden itibaren iddialı oluşuydu.
Bir insan kendine bu kadar güveniyorsa, en iyisini yapmak için gerçekten çok çaba sarfetmiş demektir. Özgüven’de başarmanın yarısıdır.

Daha sonra hemen ilk bölümü açıp okumaya başladım. Tabi bu olay bundan 2-3 ay evvel oluyor. O zamanlar popüler yazarları okumayı reddetmiş, herkesin yaptığını yapmayacağım kalıbına girmiş bir kullanıcıydım. O yüzden popüler olmayan hikayeler arayışındaydım. Velhasıl, Usta – Çırak benim gözümün önüne geldi.

İlk bölümündeki ilk cümleden de etkilendim elbette. Hemen o heyecanla okudum ilk  bölümü. Sonra aradan çok azıcık bir zaman geçti, ben wattpad’e giremedim falan. Sonra bir girdim, O da Ne?
Usta- Çırak silinmiş.
Sonra yine bana hüsran, bana yine hasret var, yine bana esmer günler düştü, Eyvah! Şarksı mırıldandım. Favori yas parçam.

Tabi ben fellik fellik arıyorum, neredesin Hanne! Neredesin Adin!
Bulamadım sonra. Ama benim ruhum bir karardı bir köreldi, bir yıkıldım ki sorma. O sıra zaten yıktım tabularımı, dedim en sevdiğim hikaye gitmiş be, şuradan bir duble yabancı getir, meze olarakta kötü çocuk! O sıra bir popüler hikaye sarhoşu oldum, her gece içip içip geliyordum eve. Bir duble yabancı, iki çatal kötü çocuk.
Yabancıma Solucan falan’da kattım, sonra fondip!

Bir gün yine gözümü açamayacak kadar sarhoş olmuşum, ama nasıl bir sarhoşluk.. Buram buram, bad boy kokuyorum.
Oturdum bilgisayara, bastım start’a. Dedim, uzun zamandan sonra bir deneyeyim şansımı bakalım, belki de yine kayda değer bir az okunmalı, bol güzelli bir hikaye bulabilirim.
Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz gittim. ‘’Of yine yok hiç yok.’’dedim. Mayışmış halde, otomatiğe bağlanmış bir şekilde sayfa ilerlemeye devam ettim.
Ve bir baktım, O da Ne!
Bir bakış attı, kalbimi yaktı.

Hala eleştiriye gelemeyişim apayrı bir konu arkadaşlar. Ama baştan söylemiştim. Gevezelikle sıkı dostuz diye.

Sonra bir baktım, Usta – Çırak yeniden! O an bana bir sevinç muştusu düştü. İçimde filler kelebeklendi, kalbimde kelebekler fillendi. O an, o saniye içkiyi bıraktım zaten.
Açtım okumaya başladım. Eskisi gibi, eskisinden daha güzel.
Gurbetten memleketime gelmişim gibi. Yeteneksizsinize çıkmış ve ‘’Acun abi sizi çok seviyom, her gün izliyom, ben rap yapıcam.’’ Demiş gibi. O derece bir sevinç. Ben anlatamadım, siz anlayıverin.

İlk bölümlerinde, ilk okuduğumdaki etkiyi aldım tabi. Baştan aşağı Hanne oluverdim o anda. Ama siz olmayın bence. En çok hissedebilirim bu hikayeyi. Hani sizinle paylaşıyorum ama dünyadaki güzelliklerden mahrum kalmayın diye. Sahiplenin diye değil.
Sevdiğim şeylere böyle zincirlerim kendimi. Hayır yıkamazsınız diye bağırmak gelse de içimden, bu ülke hepimizin evelallah!

İlk ve ikinci bölümdeki bazı minicik, ufacık,küçücük,zerre kadar olan hatalar elbette yine gözüme battı. Ancak sevgili Yazarım’a dedim, ‘’ne olmuş buralara böyle, neden boş buralar?’’ dedi ‘’Sen okumaya devam et, ne sabırsız çıktın öyle.’’ Meğersem işin sırrı ilerleyen bölümlerdeymiş.
İşte o an Zihinbaz bir yazarın eline düştüğümü hissettim. Bak anladım demiyorum, hissettim.

Sonra ikinci bölümü okudum, ama bir çırpıda, hemencecik, su içer gibi.
Uyumadan önce okuduğum için genelde ben kitapları/hikayeleri kapağı kapattıktan sonra, ‘’acaba bu hikayenin devamında ne olabilir yahu?’’ diye bir düşünürüm. Ve genellikle az çok bir şeyler tahmin ederim, ve çoğunlukla tahmin ettiğim olay örgüsü yaklaşık 50 sayfa sonra önüme dökülür.

Beni bu hikayeye bağlayan düğümden bahsedecek olursam, az önce yazdığım ‘devamını hayal etme – kurgulama.’ Kısmını bir türlü yapamamış olmam. Gözlerimi kapatıp Hanne oluyorum, fakat bir türlü diğer hamlemi kestiremiyorum.
Bu yüzden hikayenin yeni bölümünü okumayı bile erteledim ben. Tahmin edeceğim, bunu yapacağım diye ifrit oldum, bal mumu heykeline döndüm, sonra bu sıcakta eridim tabi. Ki konumuzun bununla alakası yok.
İşte ertesi gün merakımla verdiğim kıyasıya ve kanlı savaş sonucu yenildim.
Aldım elime telefonumu açtım ekranı, tıkladım 3. Bölüme. Sonra ne mi oldu? Ne olsun..
Bölüm yerine boş bir sayfayla karşılaştım. İşte o an, iki nokta ve bir kapalı parantezle yapılan gülücük oldum, işte o an bal mumunun erimiş balını tereyağı üzerine süren cahil oldum. İşte o an erimiş bal mumu heykelinin mumu oldum, dibime ışık vermedim.

Art arda yapılan güncellemeler mi dersin, yazarımı sıkıştırıp ‘’ Bana word olarak yolla, lütfen elini eteğini öpeyim, aplaaaa.’’ Tarzında bir dilencilik mi dersin. Ne dersin?

İşte, sonra 3. Bölümü okudum, ve beynimi zorlayarak diğer adım bu olabilir, diye düşündüğüm hiçbir hamlenin hikayede olmadığını fark ettim.
İşte o an Zihinbaz bir yazarın eline düştüğümü anladım. Bak hissettim demiyorum, anladım.

Her hikaye güzel olabilir, harikulade ya da muazzam olabilir. Ancak hiçbir hikayeyle laf dalaşına girmezsiniz. Hiçbir hikayeyle zıtlaşmazsınız. Hiçbir hikayeye ‘’Sen mi güçlüsün, ben mi?’’ davası yaratıp kafa tutmazsınız.

İşte ben, o yüzden bu hikayeyi size öneriyorum. Bundan sonra iki seçeneğiniz kalıyor.

Beğenmek ya da Beğenmek.

Sevgiler ve öpücükler.
Bereketim üzerinizde olsun.
                     Demeter.











Hikayenin linki :
 http://www.wattpad.com/story/19690815-usta-%C3%A7irak
Share: