OE#4 | Şeytan Tüyü - Julie James | Kitap Yorumu #18 |


                          ***Tanıtım***




Kader iki azılı düşmanı birbirlerinin kollarına atarsa…



Savcı yardımcısı Cameron Lynde, Chicago'da gizli kaçamaklar yapan onlarca senatörün tuttuğu onlarca otel odasının arasından, vahşice bir sevişmenin tuhaf bir cinayetle sonuçlandığı 1308 numaralı odanın yanındakini seçer. Ve Illinois'deki, bu özel davada görevlendirilebilecek onlarca FBI ajanının arasından, Özel Ajan Jack Pallas görevlendirilir. Özel Ajan Jack Pallas yıllar önce, beceriksizliği yüzünden kariyerini mahvettiği gerekçesiyle, savcı yardımcısı Cameron Lynde'i ulusal televizyonda rezil eden Jack Pallas'ın ta kendisidir.



…elbette ortalık birbirine girer.



Cameron Lynde'le birlikte çalışmak mı? Şaka mı yapıyorlar? Jack bunun belki de, yıllar önce Cameron yüzünden Chicago'dan sürüldüğü ve nihayet bu yıl geri geldiği için, kötü bir hoş geldin şakası olduğunu umuyor. Fakat fena halde yanılıyor. 



"Julie James bir harika! Kendinizi sesli gülmekten alamayacak ve size ait bir FBI ajanınızın olmasını isteyeceksiniz!"

-New York Times'ın en çok satan yazarlarından Sandra Hill-

(Tanıtım Bülteni)


Sayfa Sayısı: 470

Baskı Yılı: 2015

Dili: Türkçe

Yayınevi: Ephesus Yayınları


***Yorum***

Bu kitap kesinlikle şa-ha-ne!
Kitap bitti ve yatağımın üzerinde oturup, niye benim bir Ajan Pallas'ım yok diye üzüldüm.
Elinize alıyorsunuz, ilk sayfayı açıp , ilk sayfayı okuyorsunuz ve o andan itibaren kitabın içerisine hapsoluyorsunuz. Başladım ve bitirdim. Bugünlük yeter ya okumayayım daha fazla diye kendi kendime dediysem de görünmez bir güç beni tuttu sürükledi.

Oku, oku oku diye bir ses zihnime fısıldadı ve ben buna karşı koymadım tabi ki. 
''En büyük aşklar nefretle başlar''klişesinin bir kısmı olsa da bu iki aşığın ilişkisi hiç bir zaman nefrete dönüşmemiş. Sadece kısa süreli birbirlerine öfke tavan yapmış. Çoğu aşk kitabında olduğu gibi kitapta kendini tekrar yoktu ki bu mükemmel bir şeydi.

Küçücük bir özet geçmek gerekirsek, Cameron bir savcı ve yıllar önce çalıştığı davayı federal savcı istedi diye haksız bir şekilde kapatmak zorunda kalıyor. Kapattığı davada da Ajan Pallas var. Cameron gidip bunu Ajan Pallas'a söylüyor, sonra Pallas atara bir geliyor ki sorma..

Sen git, televizyoncu gazeteci ordusunun önüne ''Savcı kafasını kıçının arasına sıkıştırmış. Daha taşaklı biri vermeliydiniz.'' de. Oldu mu şimdi? (Buraya çok güldüm ama) Olmadı.

Sonra aradan 3 yıl geçiyor tabii.. ajan Pallas Nebreska'dan geri dönüyor ve o da ne ilk davasında Cameron tanık pozisyonunda! İşte kayışlar buradan kopmaya başlıyor. tut tutabilirsen..

İkisinin arasında itiraf edilemeyen bir çekim, asla itiraf edilemeyecek şey ve asla kimseye söylenmemesi gereken bir kaç küçük olay derken.. Havai Fişek patlaması!

Tanrısal bakış açısıyla yazılmış bir kitaptı Şeytan Tüyü. Ve ben gerçekten inanılmaz beğendim. İnsanı sıkmıyor ve o klişeleşmişlerden değil. Karakterleri sağlam ve belli çizgileri var. En sevdiğim şey zaten ağır karakterlerdir.

Ajan Pallas'a bir cast yapmamız gerekiyorsa.. Bu kesinlikle Tom Hardy olurdu. ( Bu adama aşığım )
Cameron Lyndnn için ise.. Riley Keough olur diye düşünüyorum. Aslında en başında Charlize Theron diye düşünmüştüm ama.. Dedim bu kadar Mad Max olmasın. (Yine de oldu)
Bu da çiftimizin fotoğrafı:



Bu kitap 10/7 'yi söke söke aldı be!
















Share:

Kızıl Yükseliş - Pierce Brown | Kitap Yorumu #17

***Tanıtım***
Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.


Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

İnce Kapak: 
Sayfa Sayısı: 448
Baskı Yılı: 2015
Ciltli: 
Sayfa Sayısı: 448
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus



***Yorum***

Bu kitap hakkında ne denir bilmiyorum açıkcası. Nutkum tutula tutula okuduğum ve tüylerimi ürperten bir kitap. Darrow ise şimdilerdeki yegane aşkımdan başkası değil. Tüyler ürperticiydi. Sayfalarca kitabın güzelliğinden konuşabilirim.

Darrow bir kızıldır ve hayatının böyle devam etmesini istemeyen biridir. Aslında tam olarak öyle değil. Hayatının böyle devam etmesini istemeyen kişi Eo'dur. Eo, Darrow'un karısı olmakla beraber aslında onu hayallerine bağlayan ve içindeki cevheri görmesini sağlayan kişidir.
Darrow sıradan bir cehennem dalgıcıdır. Her ay sonunda verilen Defne ödüllerini kazanmaları gerekirken yine Gama'lara kaptırdığında işin dolabını anlar. Defne sadece teşviktir, her zaman belirlenen kişi kazanacaktır ama bunu halka ya da çalışan kişilere söylemezler. Çünkü onlar sadece çalışmak için vardır ve hep çalışmaları gerekirmiş gibi davranırlar.
Darrow, yaratılan distopya hiyerarşisinde en altta yani Kızıllar ırkında bulunmaktadır. Kızıllar, bundan çok uzun süre sonra Mars'a yerleşmesi muhtemel insanlar için kendi hayatlarının bu tarz sefil olmasına gözlerini yuman fedakar insanlar olduklarını düşünürler. Aslında yanlıştır. Mars uzun süre önceden hayata ve yerleşime açılmıştır fakat bunu hali hazırda çalışan Kızıllara söylemezler.
İşte bu düzenbazlığa ve adaletsizliğe Darrow, karısının hayalini gerçekleştirmek niyetiyle baş kaldırır.

Eo, baş kaldırı yaptığı için öldürürlür. Ve geriye Darrow kalır. Darrow Ares'in oğulları diye bilinen bir ekibe alınır ve altın olmak üzere oymacıya gönderilir. Altınlar hiyerarşinin en üstünde bulunurlar, onların amacı yönetmektir ve tek yapabildikleri de aslında budur.

Kitap, sıradan bir distopyadan çok daha farklı, dili ve düşünceleri empoze edişi, filmografik yazımı okuduğunuz her kelimede sizi hipnotize ediyor. Dil ciddi bir dil ve karakter ağzı anlatımı var. Cümleler keskin. Yoğun olmakla beraber insanı yormayan bir akıcılığa sahip. Uzun zamandır okuduğum en iyi kitap diyebilirim. Distopya türünü pek sevmememe ve tercih etmememe rağmen okuduklarım arasında (bir çok kitap okudum ) açık ara farkla en iyisi olduğunu söyleyebilirim. Her kurgu başlı başına güzeldir fakat bunu yazmak ayrı iştir. Bu adam yazmış, bitirmiş işi yalamış yutmuş yani. Epik anlatımı ve aksiyonunun fazla oluşu ve bu aksiyonların körü körüne değil düşünce ve mantık işiyle hareket edişi şahaneydi. Daha fazla ne denir bilemiyorum. Verdiğiniz paranının her kuruşuna değecek bir kitap. Eğer hala okumadıysanız, gidip alın ve hemen okuyun. Ben okuduğum için çok memnun olmakla beraber bu kadar geç bir zamanda okuduğum içinde çok pişmanım.

Adım gibi eminim kitabı çok seveceksiniz!
Kitap tek kelimeyle mükemmeldi!




Öpücükler xoxo
























Share: